
Meme kanseri, meme dokusunu oluşturan süt kanalları (duktal yapı) veya süt bezlerinden (lobüler yapı) kaynaklanan malign hücre çoğalmasıdır.
En sık görülen tipi invaziv duktal karsinomdur; bunu invaziv lobüler karsinom izler. Moleküler düzeyde ise tümörler; hormon reseptör pozitif (ER/PR+),HER2 pozitif veya üçlü negatif (triple negatif) olarak alt gruplara ayrılır. Bu biyolojik sınıflama yalnızca prognostik değil, aynı zamanda tedavi stratejisini doğrudan belirleyici bir unsurdur.
Uluslararası veriler, özellikle World Health Organization ve International Agency for Research on Cancer raporlarına göre meme kanserinin dünya genelinde kadınlarda en sık görülen kanser türü olduğunu göstermektedir.
Yaşam süresinin uzaması, tarama programlarının yaygınlaşması ve yaşam tarzı faktörleri (obezite, geç doğum, hormonal faktörler) insidans artışında rol oynamaktadır. Bununla birlikte erken tanı sayesinde sağkalım oranları özellikle erken evre hastalıkta belirgin şekilde yükselmiştir.
Meme kanseri yönetiminde temel branş Genel Cerrahi, daha spesifik olarak meme cerrahisidir. Tanı konmuş ya da kuvvetli şüphe bulunan hastalarda ilk aktif tedavi planlaması çoğunlukla genel cerrah tarafından yapılır. Cerrahi, erken evre hastalıkta küratif tedavinin temel basamağıdır.
Ancak meme kanseri tedavisi tek bir branşın sorumluluğunda değildir. Sistemik tedaviler (kemoterapi, hedefe yönelik tedaviler, immünoterapi) için tıbbi onkoloji; radyoterapi gereksiniminde radyasyon onkolojisi devreye girer. Güncel kılavuzlar (örneğin National Comprehensive Cancer Network ve European Society for Medical Oncology) meme kanseri tedavisinin multidisipliner ekip tarafından planlanmasını önermektedir.
Dolayısıyla “Genel cerrahi mi, onkoloji mi?” sorusunun doğru yanıtı: Her ikisi ve daha fazlası; ancak başlangıç noktası çoğunlukla genel cerrahidir.
Meme kitleleri, cilt çekintisi, meme başı akıntısı veya aksiller şişlik gibi bulgular varlığında ilk başvuru genellikle genel cerrahi polikliniğine yapılmalıdır. Meme görüntüleme yöntemleri (mamografi, ultrasonografi, gerektiğinde meme MR’ı) ve biyopsi planlaması bu aşamada organize edilir.
Özellikle tarama programları kapsamında saptanan şüpheli lezyonlarda tanı algoritması; görüntüleme–biyopsi–patoloji üçlüsü üzerinden ilerler. Core biyopsi ile elde edilen doku örneği; tümörün histolojik tipi, derecesi ve moleküler özelliklerini ortaya koyar. Bu bilgiler tedavi sıralamasını belirler (örneğin bazı HER2+ veya üçlü negatif tümörlerde önce neoadjuvan kemoterapi planlanabilir).
Erken başvuru, evreyi doğrudan etkileyen en kritik faktördür. Evre I hastalıkta 5 yıllık sağkalım oranları %90’ın üzerindedir.
Meme cerrahı, genel cerrahi uzmanlığı sonrası meme hastalıklarına yoğunlaşmış hekimdir. Meme kanseri ameliyatları; tümörün boyutu, lokalizasyonu, biyolojik alt tipi ve hastanın tercihi doğrultusunda planlanır.
Cerrahi seçenekler genel olarak:
Modern yaklaşımda mümkün olan her durumda meme koruyucu cerrahi tercih edilir ve bunu takiben radyoterapi uygulanır. Uzun dönem sağkalım açısından uygun hastalarda meme koruyucu cerrahinin mastektomiye eşdeğer olduğu, çok merkezli randomize çalışmalarla gösterilmiştir.
Meme kanseri tanı ve tedavi süreci disiplinler arası iş birliği gerektirir. Bu ekipte genellikle:
Multidisipliner tümör konseyleri, hastaya özel en uygun tedavi sıralamasını belirlemek için oluşturulur. Özellikle genç yaşta görülen olgularda genetik danışmanlık önem taşır; BRCA1/BRCA2 mutasyon varlığı cerrahi kararları dahi değiştirebilir.
Bu tercih; hastanenin teknik altyapısı, meme kanseri vaka hacmi, multidisipliner ekip varlığı ve deneyim düzeyine göre değerlendirilmelidir. Akademik merkezler ve yüksek hacimli meme cerrahisi yapan kurumlarda komplikasyon oranlarının daha düşük ve sonuçların daha iyi olduğuna dair çalışmalar mevcuttur.
Önemli olan kurumun kamu ya da özel olması değil;
Bilimsel yaklaşım ve ekip koordinasyonu, tedavi başarısında belirleyici faktördür.
Ankara’da meme kanseri tedavisi açısından hem üniversite hastaneleri hem de deneyimli meme cerrahlarının bulunduğu merkezler mevcuttur. Özellikle meme cerrahisi alanında yoğun çalışan genel cerrahların tercih edilmesi önemlidir.
Bu kapsamda Prof. Dr. Sezai Aydın, Ankara’da meme kanseri cerrahisi ve meme koruyucu cerrahi alanında çalışan isimler arasında yer almaktadır. Cerrah seçerken dikkat edilmesi gereken kriterler şunlardır:
Sonuç olarak meme kanseri tedavisinde doğru doktor seçimi; yalnızca cerrahi beceri değil, aynı zamanda bilimsel güncellik, ekip uyumu ve kişiye özel tedavi planlaması ile ilişkilidir. Erken başvuru ve doğru merkez seçimi, hastalığın seyrini belirleyen en önemli faktörler arasındadır.
Genel cerrahi hastalıkları ile ilgili tedavi sürecinizde, doğru teşhis ve etkili tedavi yöntemleriyle yanınızda olmaya özen gösteriyoruz. Burada, benimle sağlık yolculuğunu paylaşan hastalarımın gerçek deneyimlerini okuyabilirsiniz. Onların samimi yorumları, sizin için de yol gösterici olabilir.